DOLAR: TL
EURO: TL

ANTİBİYOTİKLER ve BİLİNÇLİ KULLANIM İLKELERİ

3 yıl önce
1.367 kez görüntülendi

ANTİBİYOTİKLER ve BİLİNÇLİ KULLANIM İLKELERİ

Kemoterapi, 19. yüzyılın sonlarında Alman araştırıcı Paul Ehrlich’in ortaya attığı bir terimdir. “Konakçıya zarar vermeksizin veya çok az zarar vererek vücudunda bulunan bakteri, iç ve dış parazit, virüs, protozoa gibi zararlıların gelişmesini durduran veya öldüren maddelerle yapılan bir sağaltım şekir olarak tanımlanır. Helmint, protozoa, mantar, bakteri, virüs, böcekler, kanser hücreleri gibi vücutta hastalığa yol aşabilen çok sayıda etken bulunur; kemoterapötikler de o ölçüde çok ve çeşitlidir. Kemoterapinin amacı, konakçıya hiç veya çok az istenmeyen etkisi olan bir maddeyle hastalık etkeni üzerinde yeterli ölçüde bir etkinin (gelişmeyi yavaşlatıcı, durdurucu veya öldürücü etki) oluşturulmasıdır. Kemoterapide kullanılan maddeler seçici veya seçkin etkinin örnekleridirler.

Çeşitli mikroorganizmaların sentezleyip kültür ortamına salıverdikleri maddelerle diğer hastalık yapıcı etkenlerin gelişmesini engellemeleri veya öldürmelerini ifade eden “antibiyotik” terimine ise ilk kez 1871’de Pasteur değinmiştir.

Antibiyotik terimi bakteri, mantar, aktinomisetler gibi mikroorganizmalar tarafından sentezlenen veya sentetik olarak hazırlanan, son derece düşük yoğunluklarda bile, bakterilerin gelişmesini engelleyen veya onları öldüren madde olarak tanımlanır.

Antibakteriyel etkinlik: Antibiyotikler bakteriler üzerinde olan etkilerine göre iki grupta toplanabilirler.

Bakterilerin gelişmesini/üremesini yavaşlatan veya durduranlar

(bakteriyostatikler): Bu ilaçlar bakterilerin gelişmesi ve üremesini yavaşlatır-engellerler. Tetrasiklinler, makrolidler, fenikoller, sülfonamidler ve kinolonlar örnek olarak verilebilir.

Bakterileri öldürenler (bakterisidler): Bu şekilde etkiyen ilaçlar bakterileri doğrudan öldürürler; özellikle perakut ve akut seyirli hastalıkların sağaltımında bu ilaçlar tercih edilir. Bakterileri öldürerek etkiyen ilaçlar, bakterilerin gelişmesini de önlerler. Beta-laktamlar, nitrofuranlar, ami-noglikozidler, polimiksinler ve novobiosin örnek olarak verilebilir.

Etki Spektrumu: İlaca duyarlı bakteri türlerinden tamamına o maddenin antibakteriyel etki spektrumu adı verilir, ilaçlar etki spektrumuna göre dar ve geniş spektrumlular diye ikiye ayrılır.

Dar spektrumlular: Yarı-sentetik türevleri dışında kalan ve başlıca Gram-pozitif bakterilere etkiyen penisilinler ve basitrasin, sadece Gram-negatif bakterilere etkiyen polimiksinler ile sadece Gram-pozitif bakterilere etkiyen basitrasin bu grupta değerlendirilir.

Geniş spektrumlular: Gram-pozitif ve Gram-negatif bakteriler, riket-siyalar, virüsler, helmintler, protozoa ve hatta dış parazitlere etkili bileşiklerdir. Ampisilin ve amoksisilin de dahil yarı-sentetik ve sentetik penisilinler, tetrasiklinler, fenikoller, kinolonlar ve sülfonamid-trimetoprim karışımları bu gruptadır.

ANTİBİYOTİKLERİN ETKİ ŞEKİLLERİ

Antibiyotikler bakterileri çeşitli şekillerde etkileyerek öldürüler veya gelişmelerini ya da üremelerini önlerler.

Hücre duvarı sentezinin engellenmesi: Bakteri hücrelerinde, stop-lazmik zarın dış yüzünü kuşatan sert bir hücre duvarı vardır; kalınlığı 10-25 nm arasında değişir. Bakteride hücre duvarının şekillenmesini engelleyen ilaçlar gelişmekte-çoğalmakta olan bakterilere etkilidirler; etkileri genellikle öldürücüdür. Penisilin, vankomisin, novobiosin bu tarzda etki gösterir.

Hücre zarı geçirgenliğinin değiştirilmesi; Bakteri hücre zarı (stoplaz-mik zar) 2-4 sıralı molekül kalınlığında ve sıkıca paketlenmiş lipoprotein yapılıdır; az sayıda delik vardır ve suya geçirgenliği zayıftır. Polimiksin, tirotrisin, nistatin, amfoterisirı bu şekilde etki gösterir.

Nükleik asit sentezinin önlenmesi: Bakterilerde nükleik asitlerin sentezini engelleyen ilaçların çoğunun memeli hücrelerinde de benzer etkisi vardır; bu maddelerin çoğu ilaç olarak pek kullanılmazlar. Mito-misinler, aktinomisinler, daunorubisin, daksorubisin gibi bazıları kanserin sağaltımında uygulama bulurlar. Kinolonlar bakterilerde DNA jiraz etkinliğini engeller.

Ara metabolizmanın bozulması: Sülfonamidler, trimetoprim, izoniazid gibi maddeler bakterilerde ara metabolizmayı bozarak, son derece önemli bazı maddelerin (folik asit gibi) sentezini engellerler.

Protein sentezinin engellenmesi: Bakterilerde ribozomlar ile birleşe-rek, mRNA ile yönetilen protein sentezini bozarlar. Tetrasiklinler, ami-noglikozidler, fenikoller, makrolidler ve linkozamidler bakterilerde protein sentezini bozarlar.

ANTİBİYOTİKLERİN KULLANIMI

Veteriner hekimlikte antibiyotiklerin bilinçli kullanımı son derece önemlidir. Antibiyotik kullanımı geniş bir çerçevede ele alınmalı ve hayvan ıslahı, refahı, hijyen, besleme ve aşılama sistemlerinden ayrı olarak düşünülmemelidir. Antibiyotik gereksinimini azaltmak için hastalıklar sürekli kontrol edilmeli ve antibiyotik kullanımının yanı sıra bütüncül (holistik) yaklaşımlarda bulunulmalıdır.

Hedef; Antibiyotiklerin sağaltıcı etkisini yükseltmek ve Dirençli mikroorganizmaların oluşumunu en aza indirmek şeklinde olmalıdır.

ANTİBİYOTİK KULLANIMINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Etkili kan yoğunluğu Doku döküntüleri ve irin
Verilme yolu – emilme
Doğal engeller Atılma yolları
Ekolojik faktörler
Bağışıklık sistemi
Hücre içine yerleşen bakteriler

ANTİBİYOTİK KARIŞIMLARI ve KLİNİK KULLANIMLARI Karışık bakteriyel hastalıklar
Özel etkeni bilinmeyen akut hastalıklar
Dirençli bakterilerin ortaya çıkmasının önlenmesi
Süperenfeksiyonların önlenmesi
İstenmeyen etkileşmelerin azaltılması
ANTİBİYOTİKLERLE YAPILACAK SAĞALTIMDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

Hastanın bağışıklık sisteminin yetersiz veya bozuk olması, beyin zarı,kalp zarı, kemik-kemik iliği yangısı gibi ciddi hastalıklar (bunlarda bağışıklık sistemi de zayıflamıştır) bakterileri öldürerek etkiyen ilaçların kullanılmasını gerekli kılar. Hastalıkların tanısı mümkün olduğunca erken yapılarak, en etkili ilaç şekliyle sağaltıma başlanmalıdır. Bakterilerin hızla çoğaldıkları döneme
etkiyen ilaçlar yönünden olduğu kadar, hangi ilaca ne kadar duyarlı olduklarının belirlenmesi bakımından da çok önemlidir. Bunun için, mümkünse bir antibiyogram yapılarak, hastalık etkeninin en fazla duyarlılık gösterdiği ilaç(lar) belirlenmelidir. Hastalık etkeninin belli bir türden olduğu anlaşılırsa, antibiyograma gerek kalmaksızın da sağaltım uygulamasına geçilebilir. Hastanın savunma sistemlerinin bozuk olduğunda, endokardit, osteomiyelit gibi hastalıklarda (bunlarda bağışıklık sistemi zaten yetersizdir), bağışıklık sistemi yetmezliği veya baskılandığı durumlarda öncelikle bakterileri öldürücü ilaçlar seçilmelidir.

Bakterilerin tümünü veya önemli bir kısmını öldürebilecek ya da gelişmesini durdurabilecek ölçüde plazma ilaç yoğunluğu sağlamak için başlangıçta ilaç büyük (hücum) dozlarda verilmelidir.

Antibiyotiklerle başlatılan sağaltımda 2-3 gün içinde hastanın durumunda iyileşme dikkati çekmezse, tanı ve sağaltımda kullanılan ilaçlar gözden geçirilmelidir.

Antibiyotiklerle sağaltım sırasında latent dönemdeki bakterilerin ilaçlara duyarlılığı genellikle azdır; bunun için, sağaltım uygulaması vücuttan bakterilerin tümüyle uzaklaştırılmasına kadar sürdürülmelidir.

İlacın verilme yolu ve ilaç şekli etkinin ortaya çıkış hızını önemli şekilde etkiler.

Aynı bakterilerin sebep oldukları çeşitli hastalıkların sağaltımının mümkünde tek ilaçla yapılması; birçok bakterinin işe karıştığı olaylarda ya geniş etki spektrumlu ilaçların veya ilaç karışımlarının kullanılması tavsiye edilir.

İn vitro etkili olan bir ilacın (mikoplazmalara karşı sülfonamidler, aminoglikozidler, kloramfenikolde; S.typhi’ye karşı aminoglikozidler, tetrasiklinler, sefalosporinlerde olduğu gibi) in vivo etkisiz kalması veya yeterince etkili olamaması da söz konusudur.

Kullanılacak ilacın hastalık etkenine etkisinin güçlü, konakçıya istenmeyen etkisinin az olması ve kullanılmaması gereken durumların iyi bilinmesi gibi faktörler de göz önünde bulundurulmalıdır.

ANTİBİYOTİKLERLE SAĞALTIMDA BAŞARISIZLIK

Tanı doğru olmayabilir.

Bakteri seçilen ve kullanılan ilaca istenen ölçüde duyarlı olmayabilir. Önceden duyarlı olan bakteri daha sonra ilaca direnç kazanmış olabilir.

Dirençli veya duyarsız bakteri, maya, mantar ile süperenfeksiyon ortaya çıkabilir.

Yangı, doku döküntüleri ve yıkıntıları, apse sebebiyle, ilaç hastalık odağına iyi nüfuz edemeyebilir.

Özellikle bakterilerin üremesini gelişmesini engelleyen ilaçların kullanılması durumunda, bağışıklık sistemi yetersiz kalabilir.

Vücudun pH’sı ve oksijenlenmesinde değişme sonucu kullanılan ilacın etkinliği de değişebilir.

Uygulama yolu ve kullanılan doz yanlış seçilmiş olabilir; doz yetersiz kalabilir.

Kullanılan antibiyotik veya antibiyotiklerle diğer ilaçlar arasında ters etkileşme bulunabilir.

Destekleyici uygulama yetersiz kalabilir.

ANTİBİYOTİKLERİN KULLANIMINDAN İLERİ GELEN SAKINCALAR

1. Dirençli Mikroorganizma Suşları Ortaya Çıkabilir

2. Gıdalarda İlaç Kalıntıları

3. Bağışıklık Sistemi Etkilenir Baskı şeklinde / Uyarı şeklinde

4. İlaçların Doğrudan Etkileri Mevcuttur

5. İlaç Alerjisi

6. Endotoksik Şok

7. Müsbet Coomps Testi
KAYNAKLAR

1, Booth.N.H., McDonald,L.E. (2001). Veterinary Pharmacology and Therapeutics. 8th Edition. lowa State Press. A Blackvvell Peblishing Comp. Ames. lowa. US.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.


Yukarı Çık