Renk seçin:


DOLAR: 6.14 TL
EURO: 6.84 TL

Kedi tepkilerinin sebepleri

3 yıl önce
6.573 kez görüntülendi

Kedi tepkilerinin sebepleri

“Kapış ya da kaç” tepki mekanizmasına uygun olarak kediler tehlikeli gördükleri durumlarda kaçmayı tercih eder. Kedi perspektifinden baktığımızda, insanlar (ve yaptıkları) tehlikelidir. Dolayısıyla her gün etrafımızda korkmuş ve savunmaya geçmiş kedilerle karşılaşırız. Kediler korkutucu sesler çıkararak ve caydırıcı vücut şekilleri sergileyerek fiziksel bir kavgayı önlemeye çalışır. Bu minik canlı kendisini bizden daha fazla tehdit altında hissettiğinden, bizim korku sergilemememiz gerekir. Genelde kaçmayı seçerler.

Kaçamadıklarında ise ya kapışırlar (kendini savunma amaçlı) ya da donup kalırlar.

Kedilerin kullandıkları ipuçlarını ve mesajları anlamaya çalışmak, onları daha az korkutmamızı sağlayacaktır. Ayrıca, bu şekilde onlara karşı daha saygılı tepkiler verebiliriz. Onlar tarafından düşmanca olarak algılanabilecek hareketler ya da mesajlar sergilememeyi öğrenebiliriz (tırmalamak, yüzlerine bakmak, tıslama benzeri sesler çıkarmak gibi).

Doğada, beraber yaşayan yabani kedilerin sayısı, kaynakların zenginliğine bağlı olarak değişir (yiyecek, su, güvenlik, tuvalet yeri, cinsel partner). Bunun sonucu olarak ortaya paylaşım ya da sıra gibi kavramların geçerli olmadığı rekabetçi bir sosyal yapı çıkar. Eğer kaynaklar yeterliyse, stres asgari seviyededir. Saldırgan iletişim mesajları; birbirleri arasında bir mesafe olması ve dışardan gelenlerle temasa girilmemesi amacıyla geliştirilmiştir. Bir kedi avlanmak ve kendini savunmak zorunda olduğundan fiziksel yaralanmadan kaçınmalıdırlar. Eğer kaynaklar yeterliyse, akrabalık bağı olan dişi kediler doğal bir gruplaşmayla koloni kurarlar ve yavrularını beraber büyütüp korurlar. Erkekler ise grup sahasının periferinde gezerek en uygun üreme yerini tespit eder; genelde grupta birlikte sadece bir erkek kedi vardır.

Kedilerin iletişim sistemleri (sinyalizasyon-mesajlaşma): Hassas noktalarını anlamak

Dokunma duyusu

Kediler için dokunmak çok önemlidir. Birbirlerine (türdeş sürtünmc/allorubbing), bize ve cansız nesnelere sürtünürler. Sürtünme işlemini bazen tüm vücutları bazen de yan tarafları, kuyrukları, yanakları ya da başka bir vücut bölgeleriyle gerçekleştirirler. Bu davranış şekline afiliatif davranış adı verilir ve aynı sosyal grupta olanlar arasında görülür (kedi ya da insan). Sürtünmek sadece dokunmak değildir, aynı zamanda koku bırakmaya da yarar. Kediler genelde bizlere de sürtünür ve ne yazık ki genelde bunu yanlış anlayarak yemek istedikleri için yaptıklarını sanırız.

Türdeş sürtünme, oyuncu bir saldırının giriş kısmı olabilir, stresli bir etkileşimin ardından sergilenebilir, uzlaşıcı karakterde olabilir ya da sadece temizlenmeye yönelik de olabilir. Erişkinlerdeki yoğurma ve olduğu yerde arka bacaklarını ritmik olarak hareket ettirme davranışı, çocukluğa dönüş ya da cinsellik tatmini amaçlı olabilir.

Boyun/enseden ısırma/tutma 3 amaçla uygulanır:

1-bebek kedilerin taşınması,

2-cinsellik ve kavgada bir başka kediyi domine etmek.

Biz genelde üçüncü anlamıyla ilgileniyoruz ve bu kapsamda uzlaşıcı ve saygılı bir işbirliğini temsil etmediği söylenebilir.

Koku duyusu

Koklama ve kokunun kedilerin iletişimindeki yeri biz insanların yeterince anlayamadığı bir öneme sahiptir. Kedilerdeki kokuyla ilgili epitel büyüklüğünün 20 cm2’ye kadar çıkabildiği, insanlarda ise sadece 2-4 cm2 olduğu bilinmektedir. Koku mesajları çeşitli yöntemlerle bırakılabilmesine karşın, insanları en fazla şaşırtanı idrarla markalamadır. Aslında bu potansiyeli son derece yüksek bir iletişim yöntemidir ancak bizler bunun farkına varamıyoruz. Kokuyla gerçekleştirilen diğer mesajlaşmalar arasında bir nesne ya da bireyin yanakla markalanması, patilerinin altındaki bezlerden koku bırakmak için tırmalama sergilemek ve stratejik bir noktada dışkısını üstünü örtüp saklamadan bırakmak. Tüm bu yöntemlerin, görsel mesajlara kıyasla bazı avantajları vardır. Bir kere mesaj daha uzun süreli olur ve mesajı veren orada olmasa da yerine ulaşabilir; bu sayede direkt temas olursa meydana gelebilecek bir çatışma bertaraf edilerek uzaktan iletişim kurulmuş olur. Bu durum bilhassa kolay görülemeyen bölgelerde ve geceleri daha faydalı olur. Bu yolla verilen mesajlar sayesinde kediler mekanda dağılırken, bir yandan bu mekan paylaşımını zamana bağlı olarak da yapmış olurlar. Bu çeşit iletişimin dezavantajı, gönderenin yolladıktan sonra mesajı değiştirememesi ve alıcının reaksiyonuna göre verilecek yanıtta bir değişiklik meydana getirilememesidir. Dolayısıyla, kedinin evde idrarla markalama yapması, diğer kedilere “Ben buradayım” mesajı vermek ve bir rutin oluşturarak aynı mekanda yaşadığı diğer kedilerle kavga etmemek için arasındaki mesafeyi, aynı mekanda zamanı paylaşarak korumaktır. Kedinin idrarını her temizlediğimizde, aslında farkında olmadan bu iletişimi bozmuş oluruz.

Bizim koku duyumuz daha az gelişmiş olduğundan, mevcut hastanın bize gönderdiği mesajları anlayamayabilir ve önceki hastaların bıraktığı mesajların ve kullanılan maddelerin kliniğimizdeki kedi üzerindeki etkilerini hayal bile edemeyebiliriz.

Görsel mesajlar: Vücut dili (postür, yiiz, kuyruk)

Vücut dili ve yüz ifadesi, düşman bireyler arasındaki mesafenin korunması ya da arttırılmasında son derece etkili mekanizmalardır. Klinik koşullarda, hayvanın yüz ifadesinin izlenerek yorumlanması, içinde bulunduğu zihinsel/duygusal halin değerlendirilmesi ve istemeden tahrik etmek suretiyle bizi yaralamasını engellemek açılarından son derece önemlidir.

Genelde tek başına yaşayan bir tür olarak kedilerin yaşamda kalması hız, saklanma, özgüven ve diğerlerinden bir adım önde olmayı gerektirir. Bunun sonucu olarak kediler “blöf’ yapar. Saldırgan davrandıklarında aslında korkularını saklamaya çalışırlar: aldırmaz gözükerek zayıflıklarını örtbas ederler, davranışlarındaki ani değişimler aslında ciddi bir hastalığı, yani zayıflığı gizleme çabası olabilir. Vücut postürleri mevcut olmayan güven ve fiziksel cesareti varmış gibi gösterebilir, çünkü bir tehdidi uzakta tutmak, çatışma çıkmasını engelleyebilir. Kamburunu çıkaran klasik kedi pozu bu tarz bir desteksiz caydırıcı güven şovunun tipik bir örneğidir. Bunun tersine kendini olduğundan küçük göstermeye çalışmak ve çömelerek geri çekilmek suretiyle, tehdidin dikkatini çekme riskini asgariye indirme yoluna da gidebilirler. Bu postürlcrde ağırlık 4 ayağın üstünde olduğundan kaçma ya da kovalama eylemleri hala mümkündür. Fazla korkmayan bir kedi tüm ayaklarının üstünde,  Ancak, aşırı korkmuş olduğunda bir yanının üstüne yere yatarak tehdide kamını vermek suretiyle dört bacağını savunmada kullanabileceği bir pozisyon alabilir. Bu gibi çok korkmuş kediler tüm silahlarını (yani tırnakları ve dişleri) gösterir ve çığlıksı bir miyavlama sergiler.

Kedilerin kulakları son derece hareketlidir, Kulaklar öne eğildiğinde dinliyordur ve genelde rahat da olsa tetikte de olsa duygusal açıdan gergin değildir. Kulaklarını yana eğdiğinde ve düzleştirdiğinde kedinin korktuğu ya da kendini tehdit altında hissettiği anlaşılır. Kulaklar geriye yaslanıp kafaya sıkı sıkıya yapıştırıldığında ise kedi çok korkmuş ya da çok gerilmiş demektir. Bu pozisyondaki kedinin ağzı kısmen ya da tamamen açıktır; tıslama, miyavlama ya da çığlıksı miyavlama sergiler. Eğer algıladığı tehdit seviyesini düşüremezse, kendini koruyacaktır. Arkaya eğilmiş ama dik kalmış kulaklar ise en reaktif ve saldırgan pozisyonu haber verir. Ağız kapalıdır ve düşük perdeden hırlamaya benzer bir miyavlama görülür (yutkunma da mevcut olabilir). İşte bu pozisyondaki kediye fazla yaklaşmamak gerekir.

Sesle iletişim

Bu iletişim formunda alıcının da aynı ortamda bulunması gerekir; her an kolayca ayarlanabilir olması avantajıdır. Diğer mesajlaşma formlarında olduğu gibi bunda da kediler çeşitli ihtiyaç ya da istekleri temsil eden geniş bir repertuvar oluşturmuşlardır. Sosyalleşmeye çağıran sesleri yumuşak bir mırlama olabilir. Ağzı açık çığlıksı bir miyavlama sergileyen kediler son derece gergindir ancak muhtemelen ağzı kapalı halde sergilenen sert miyavlamalarda olduğu kadar saldırgan değildir.

Kediler karşılaştıkları tüm olaylarda farklı mesajlar sergiler. Bunların hepsini tanımalı ve birlikte değerlendirebilmeyi öğrenmeliyiz.

Bir kedinin bakış açısı:

Kliniğinmizdeki tehditlerin azaltılması

Tehdit oluşturabilecek canlılarla (köpekler, insanlar, diğer kediler) ve diğer tehdit algılarıyla daha az karşılaşmaları sağlanmalıdır.

Klinik/hastane ortamımıza baktığımızda, fiziksel ve sosyal ortamlardaki stres ve tehdit algılarını nasıl azaltabiliriz? Neler ya da hangi olaylar kedilerin beş duyusunu rahatsız etmektedir? Bunları pozitif anlamda nasıl değiştirebiliriz?

Hayvana yaklaşım (muayene, hastaneye kabul, tanısal işlemler vc tedaviler)

Amaç, hastalarımıza saygılı bir şekilde yaklaşmak ve onları rahat ettirecek bir ortanı sunarak pozitif karakterde uzun süreli ilişkiler tesis etmektir. Bu tehdit algısı olabilecek unsurların ekarte edilmesi ve böylece kedinin kendini savunmak zorunda hissetmesinin önüne geçilmesiyle istenen pozitif ilişki kurulabilir. Kedilere has tehditkar ifadeler ya da hareketlerden kaçınılmalıdır.

Saldırgan haldeki kedi dikilmiştir, olduğundan büyük gözükmektedir; bu tarz kedileri oturarak muayene edin. Asla korkmuş bir kedinin gözlerine bakmayın, arkadan muayene edin ve oftalmik değerlendirmeler dışında yüzüne karşıdan bakmamaya çalışın. Yüz kısmını yan bakışlarla muayene etmeyi deneyin. Yavaş bir göz kırpma, insanlarda gülümsemenin yarattığı rahatlatıcı etkiyi kedide yaratır.

Saldırgan kedi hırıldar ve düşük tonlar kullanır; siz de onların keyifli olduklarında çıkarttığına benzer rahat, daha üst tondan, mırıltılı bir ses tonu kullanın. “Şişt” diyerek kedileri sakinleştirmeye çalışmak ona tıslamaktan farksızdır. Kısa ve tekrar eden sesler kullanmaktan kaçının. Keyifli kedilerin çıkarttıkları sesleri taklit etmeye çalışın.

Kediler kendilerini güvende hissettiklerinde pek çok prosedüre izin verirler. Patilerinin hepsinin zemine basmasına gayret edin ve mümkün olduğu kadar vücut pozisyonlarını değiştirmemeye dikkat edin. Kedinin pozisyonunu değiştirmeden, kan ve idrar örneği alınması ile ateş ve tansiyon ölçümü gibi prosedürleri içeren detaylı bir muayene gerçekleştirilebilir. Eğer getirildiği sepetin üst kısmı çıkıyorsa, kendi sepeti üzerinde muayene edilmesi faydalı olacaktır. Jugular venden kan alırken kedinin ön bacaklarını masanın kenarından sarkıtmayın.

Aşağıya eğilip kafesten bir hasta alınırken ışığı bloke ettiğinizden, kedi sizi, kendisine doğru yaklaşan büyük ve korkunç bir yabancı varlık gibi algılar. Bu yüzden, kafese yandan yaklaşın ki ışığı tamamen kesmeyin. Kedinin tüm kaçış yollarını kapatmayın; eğer durum ve ortamda kendisinin de kontrolü olduğunu hissettirirseniz daha fazla işbirliği yapacaktır. Kediler sağ kalmak için kaç ya da kapış prensibini uyguladıklarından ve sadece kendilerine güvendiklerinden, zapt edilmeye çalışıldıklarında daha az kısıtlanmaları, aslında daha fazla kontrol altına alınmalarını sağlayacaktır. Yani fazla sıkmayın. Kedilerin doğasında hareketlerinin kısıtlanmasına ve fazla sokulunmasına karşı bir tepki vardır. Onları zapt ettiğimizde kontrol algılarını sıfırlarız ve bu da tepki göstermelerine sebep olur.

Maskeler, eldivenler ve diğer malzemeler aynı korkulan yaşamış kedilerin kokuları yanında diğer (anal bez salgısı, iltihap, kan, halitozis gibi) kokuları taşır. Kendinizi kediden sakınmak için ihtiyacınız olan tek şey onu saracağınız bir havludur. Unutmayın, kediler saldırmaktansa, kaçmayı tercih eder. Benzer şekilde, kedinin vücudunu gererek hareketsiz bir şekilde tutmaya çalışmak da gereksiz bir zapt etme yöntemidir.

Kedinin yaşam alanının iyileştirilmesi sağlığında da pozitif etkilere yol açar

Son zamanlarda, kedilerin duygusal iyi halinin, büyük oranda onların çevresel ihtiyaçlarının karşılanmasıyla ilişkili olduğu kabul edilmiştir. Bu çevreler içine hem iç hem de dış çevreler girdiği gibi, kedinin sosyal etkileşimde bulunduğu canlılar da buna katkıda bulunur, sağlıklı bir kedi yaşam alanının 5 tane temel ihtiyacı

1. Güvenli bir alan

2. Birden çok ve birbirinden ayrı ihtiyaç istasyonları (yiyecek, su, tuvalet alanı, tırmalama aparatları, oyun alanları, dinlenme ve uyku yerleri)

3. Oyun oynamalarına ve avcı doğalarını sergilemelerine izin verilmesi

4. İnsanlarla pozitif, devamlılığa sahip ve öngörülebilir etkileşim

5. Bir kedinin koku duyusuna saygı duyan bir ortam

Bu koşullar sağlanmadığında, kediler değişen derecelerde stres sergiler. Bazıları hasta olabilirken (inflamatuvar bağırsak hastalığı, alt üriner sistem inllamasyonu), bazıları ise uygunsuz dışkılama davranışları sergileyerek rahatsızlıklarını belli edebilir.

Diğer önemli hususlar

Kediler yaşlandıkça klinikte daha az kalmak isterler. Siyam kedileri bu konuda özellikle hassastır ve deprese olurlar.

Kediler dünyayı birbirine karışan koku bulutları olarak “gördüklerinden” yabancı ve tıbbi kokuların varlığım en aza indirgemeliyiz. Kafeslerin içine evlerindeki oyuncaklardan konması ya da sahiplerinin giydiği kıyafetlerin yerleştirilmesi de yardımcı olacaktır. Kedilerin salgıladığı yüz fcromonları da stresin azaltılmasına yardımcı olabilir. Kedilerin işitme algısı bizden daha üstün olduğundan sessiz ve güven telkin eden bir ortam oluşturulması faydalı olur. Kediler özellikle köpek havlaması gibi tehditkar seslerden uzak tutulmalıdır. Ortamdaki gürültülerin en aza indirilmesi, bilhassa ketamin gibi işitme duyusunu daha da hassaslaştıran ilaçlar verildiğinde daha da büyük bir önem arz eder.

Hastanede kalış sırasında kedinin alışık olduğu yemekleri vermeye çalışın, aksi takdirde iştahları kaçabilir ve huysuzlanabilirler. Eğer tcrapötik sebeplerle beslenme alışkanlıklarında bir değişiklik yapılması gerekiyorsa, bu değişikliğin kademeli olarak ve ev ortamında yapılmasında fayda vardır.

Kedilerin hastalığı saklama eğilimine sahip olmasından dolayı anamnezin ayrıntılı olarak alınmasının büyük önemi vardır. Hayvan sahiplerinin dikkatle dinlenmesi ve endişelerinin öğrenilmesi gerekir. Hayvan sahipleri genelde ciddi sorunlara işaret eden belirtileri fark ederler. Spesifik sorulardansa ucu açık sorular yöneltilmesiyle daha detaylı bir anamnez alınabilir. Örneğin, “Tuvalet kabının içinde farklı bir şey gördünüz mü?” sorusunun cevabı evet ya da hayır gibi tek kelimelik yanıtlar doğuracaktır. Oysa “Dışkısının görünüşü nasıldı?” şeklinde sorulması ve arkasından da “Küçük taneler halinde mi, ıslak büyük parçalar halinde mi yoksa sulu mu?” ya da “Bu durumu ilk kez ne zaman fark ettiniz?” şeklinde tamamlayıcı sorulara geçildiğinde daha faydalı cevaplar alırsınız. “Söyleyebileceğiniz başka bir şey var mı?” sorusunun da mutlaka sona eklenmesi gerekir.

Verilen ilaç ya da beslenme terapisinin faydalı olup olmadığını görmek için kontrol randevusunun tarihini belirleyin. Önemli parametrelere tekrar bakmak (vücut ağırlığı, vücut kondisyon skoru, daha önce normal olan laboratuvar sonuçları gibi) ve hastanın anamnezini güncellcmck kedi dostlarımıza daha iyi bir bakım ve tedavi sunabilmemizi sağlar. Hastaya tam olarak yardımcı olabilmek için hasta sahibine de yardımcı olunmalıdır. Verdiğimiz veteriner hekim hizmetini ancak hasta sahibini dinleyerek, eğiterek ve onunla beraber çalışarak verebiliriz.

 

 

Yorumlar

  1. Avatar ezgi dedi ki:

    Elleriniz dert görmesin.

Yorum Yaz


Yukarı Çık