Renk seçin:


DOLAR: 5.66 TL
EURO: 6.40 TL

Kısırlaştırma gerçekten gerekli mi ?

3 yıl önce
3.544 kez görüntülendi

Kısırlaştırma gerçekten gerekli mi ?

Kısırlaştırılan kedi ve köpeklerde hayvan sahipleri tarafından
istenmeyen kızgınlık davranışları ve hormonlara bağlı olarak oluşan stres
engellenmektedir.
Hem kedi ve köpeklerin hem de hayvan severlerin kısırlaştırma ile sağlayacakları faydalar, operasyonun neden olabileceği olumsuzluklardan çok daha fazladır..

YANLIŞ BİLİNENLER

Erken dönemde kısırlaştırılan kedi ve köpeklerde, operasyonun huy değişikliğine neden olacağı yönünde yaygın ve yanlış bir kanı vardır. Kedilerin karakteri 1 yaşına kadar, köpeklerinde 1-2 yaşına kadar tam olarak gelişemediğinden operasyon huy değişikliğine neden olmamaktadır. Erken yasta kısırlaştırılan hayvanlar daha uzun ve sağlıklı yaşamakta; köpekler için ortalama 1-3 yıl, kediler içinse 3-5 yıl yaşam süreleri
artmaktadır. Erken kısırlaştırılan hayvanlarda uzun kemiklerde epifizer büyüme plaklarının kapanmasında gecikme olabilmekte, östrojen yetersizliği sonucunda vaginitis ve pyoderma oluşabilmektedir. Bir çalışmada prepubertel kısırlaştırılan, geleneksel zamanda kısırlaştırılan ve kısırlaştırılmayan köpekler arasında kemik uzunluğu, kalınlığı ve 15 ay süresince kırık ve çatlak oranları bakımından fark olmadığı da bildirilmiştir.

Dişi köpek ve kedilerin kısırlaştırılması (ovario-histerektomi); Genel anestezi altında yapılan, her iki ovaryum ve uterusun cerrahi olarak uzaklaştırılması ve üreme yeteneğinin geri dönüşümsüz olarak engellenmesi işlemidir.
Özellikle sahipsiz kedi ve köpek popülasyonunun kontrolünde en etkili yöntem olarak kabul edilmekte ve veteriner hekimler tarafından rutin olarak yapılan operasyonlar arasında yer almaktadır.
Birçok hayvan sever; kedi ve köpeklerin kısırlaştırılmasının insani bir davranış olmadığını,
onların da üreme isteklerini karşılamaları ve annelik duygusunu tatmaları gerektiğini düşünerek
kısırlaştırmaya karşı çıkmaktadır.

İnsanların üreme güdüleri ile kıyaslandığında; köpeklerde bu oran 15 kat, kedilerde ise 45 kat
daha fazladır. Ayrıca insanların aksine kedi ve köpekler; seksüel hormonların etkisi altında üreme
isteği göstermekte ve sadece sayıca çoğalmak amacıyla çiftleşmektedir.
Anne; kedi-köpek yavruları sütten kesilene kadar onlarla ilgilenmekte sonra yavrularından
uzaklaşmaktadır. İçgüdüsel olarak yapılan annelik sütten kesim ile birlikte sona ermektedir. Sütten
kesilen erkek yavrular ile anne kedi çiftleşebilmekte, dişi yavrular ile de anne kedi doğal hayatta rakip olmaktadır! Bu nedenle kedi ve köpekler için üreme güdüsünden daha da önemli olan; kaliteli, güvenli ve sağlıklı bir yaşam ortamının sağlanmasıdır. Bunun için de; kedi ve köpeklerdeki popülasyon artış hızının kontrol altında tutulması gerEkmektedir. Bu amaç doğrultusunda en etkili yöntem kedi ve köpeklerin kısırlaştırılması için gerçekleştirilen operasyonlardır.

Kısırlaştırma operasyonunun pet ve pet sahipleri için avantajları
Dişi köpekler; ırka göre değişmekle birlikte ortalama 6 ayda bir kızgınlık göstermektedir. Kızgınlık dönemi ortalama 21 güne kadaruzayabilmekte ve bu süreçte köpekte kanama, sinirlilik, çiftleşme
isteği ve diğer köpeklerle kavga gibi davranışlar görülmektedir.
Dişi kediler ise; çiftleşme sezonu boyunca gebe kalana kadar her 2 haftada bir kızgınlık davranışları
göstermektedir. Bu süreçte görülen kızgınlık davranışları; sürekli bağırma, istenmeyen yerlere ürinasyon, evden kaçma, diğer kediler ile kavga olarak sayılmaktadır. Kısırlaştırılan kedi ve köpeklerde istenmeyen kızgınlık davranışları ve hormonlara bağlı olarak oluşan stres engellenmektedir.
Ayrıca; yapılan birçok çalışmada, kısırlaştırılmayan kedi ve köpeklerde meme tümörü riski kısırlaştırılan hayvanlara göre 2,5-4 kat daha yüksek olarak belirlenmiştir. Dişi kedi ve köpeklerde ileri yaşlarda hormonal etkiye bağlı olarak oluşan ve hayvanın ölümüne sebep olabilen pyometra (Rahim iltihabı) riski, uterus ve ovaryumların uzaklaştırılması ile ortadan kaldırılmaktadır. Ek
olarak; ovaryum tümörleri, medikal tedaviye cevap vermeyen plasental subinvolusyon olguları, vaginal hiperplazi olgularının oluşumunu önlemektedir. Kısırlaştırma ile uterus, ovaryum ve servikal kanser riski elimine edilmektedir. Uterus torsiyonu, kalıtsal anomaliler, uterus prolapsusu ve neoplasilerin tedavisinde yine kısırlaştırma bir seçenek olmaktadır.
Hormonların seksüel siklusa bağlı olarak değişim göstermesi, diyabet gibi bazı hastalıklarda tedaviyi
engelleyebilmektedir. Kısırlaştırma ile bu hastalıkların tedavi başarısında artış görülmektedir. Kısırlaştırılan dişiler kısırlaştırılmayanlara göre daha iyi huylu olmakta ve eğitime yatkınlık göstermektedir.

Kısırlaştırmada olası diğer durumlar Kısırlaştırma ameliyatları veteriner hekimler için rutin uygulanan operasyonlar arasında olsa da; genel anestezi altında yapılması nedeniyle, diğer operasyonlarda bulunan riskler bu operasyonlarda da söz konusu olmaktadır. Hasta sahibi bu konuda bilgilendirilmelidir. Kısırlaştırılan köpek ve kedilerde kilo artışı şekillendiği yönünde
düşünceler bulunmaktadır. Kızgınlık geçiren köpek ve kediler seksüel yönden aktiftirler. Ancak ameliyat sonrasında faaliyetleri azalacağından daha az besin ihtiyacı duymaktadırlar. Kedilerde
yapılan çalışmalarda; kısırlaştırılan kedilerin kısırlaştırılmayan kedilere nazaran daha yüksek vücut ağırlığı ve yağ dokuya sahip oldukları bildirilmiştir. Kısırlaştırılan kedilerin metabolik düzeylerinde azalmalar şekillenmektedir. Benzer yönde köpeklerde yapılan çalışmalarda ise; kısırlaştırılan ve kısırlaştırılmayan köpekler arasında besin alımı ve ağırlık artışı yönünden fark olmadığı bildirilmiştir.

Ancak unutulmaması gereken nokta obezitenin multifaktöriyel bir durum olduğu ve kısırlaştırmanın bu faktörlerden sadece bir tanesi olabileceğidir. Operasyon sonrası kedi ve köpeğin kilosu Uygun diyet ve egzersizle kontrol altında tutulabilmektedir. Kısırlaştırma sonrasında azalan östrojen hormonuna bağlı olarak üretra epitelinde incelme ve periüretral dokuların tonusunda azalmalar meydana gelebilmektedir.Her köpekte meydana gelmese de bu hormonal değişime bağlı olarak
kısırlaştırılan köpeklerde % 1,3-20 oranında üriner inkontinens olgusu söz konusu olabilmektedir.
Kısırlaştırma için en uygun zaman Dişi kedi ve köpeklerde kısırlaştırma ameliyatı için en
uygun yaş, bölgesel olarak değişiklik göstermekle birlikte genel kanı 6-9 aylık yaşta yapılması
gerektiğidir. Operasyon için uygun yaş; çeşitli bilimsel verilere ve operasyon becerisine göre değişiklik gösterebilmektedir. Erken yaşta kısırlaştırma, kedi ve köpek yavrularının 6-14 haftalık yaşta kısırlaştırılmalarıdır. Erken yaşta kısırlaştırma Amerika ve İngiltere’de kabul görmüş ve uzun yıllardır uygulanmaktadır. Almanya’da ise 1. ve 2. kızgınlık arasında kısırlaştırma
işlemi uygulanmaktadır. Son yıllardaki çalışmalarla ise kabul gören yaklaşım, ilk kızgınlık öncesi
kısırlaştırmanın yapılması gerektiği ve kısırlaştırmanın büyüme üzerine olumsuz bir etkisinin olmadığı yönündedir. Yağ doku daha az ve kan damarları daha küçük olduğundan erken yaşta yapılan kısırlaştırmalarda ameliyat daha kolay ve daha kısa süreli olmaktadır.
Kısırlaştırma operasyonu; kedi ve köpeklerde ileri yaşlarda karşılaşılan meme tümörüne karşı korunma amaçlı gerçekleştirilmektedir. İlk östrus siklusu öncesinde yapıldığında, ileri yaşlarda oluşabilecek meme tümörü riski % 0,5 iken, ilk östrus sonrası bu oran % 8’e çıkmaktadır.
İkinci östrus ile 2,5 yaş arasında yapılan kısırlaştırmalarda ise meme tümörü riski % 26 olarak
belirlenmiştir. Dolayısıyla meme tümörü riski geçirilen östrus siklusu sayısına bağlı olarak artış
göstermektedir. Sonuç olarak; petlerin sağlıklı ve kaliteli yaşamı için kısırlaştırma operasyonu yapılmalı ve operasyonun öncelikli olarak meme tümörü riskine karşı ilk kızgınlık öncesi yapılması tercih edilmelidir.

http://www.pethekimi.com/

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık